Suay Karaman; “B A H Ç E L İ”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 8 Ocak 2018 tarihinde yaptığı basın açıklamasında, Türkiye’nin geleceğini dikkate alarak, dirliğini, birliğini göz önünde bulundurarak 3 Kasım 2019 tarihinde cumhurbaşkanı adayı olarak Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceklerini söyledi. Devlet Bahçeli’nin çok eleştirilen bu destek açıklaması, ülkemizde çok ciddi muhalefet sorununun olduğunu göstermektedir.

4 Şubat 2014 tarihli grup toplantısında Devlet Bahçeli’nin konuşmasından bazı bölümleri anımsamak gerekir; “Başbakan ve hükümetinin telefon dinlemeleriyle ilgili kanun değişikliği hazırlığı, bulaştıkları rüşvet ve yolsuzluk iddialarını örtme sinsiliğine hizmet etmektedir. … Türk milleti Erdoğan’ın nefret saçan dilinden, politikalarından tiksinme noktasına gelmiştir. Tüm hesaplarını iktidardan hiç gitmemek uğruna yapmıştır. Ayakkabı kutuları dolarlarla dolsun diye oy vermedi vatandaşımız. … Başbakan milli iradeyi dolandırmıştır. Hükümet suça batmış, her yanı kapkara kesilmiştir. Bu kadar karaya bürünmüş bir iktidar daha görülmemiştir. Türkiye hırsızların koltuklarda oturduğu günleri yaşamaktadır. … Aşık olduğumuz bu millete bu iş adamları küfür ediyor. Bu işadamlarını asla unutmayacağımızı, zamanı geldiğinde bu kişilere hesap soracağımızı herkesin bilmesini istiyorum. Bu yapılanlar da mı paralel yapının işidir? ”

3 Şubat 2015 tarihinde parti grubunda konuşan Devlet Bahçeli şunları söylemişti; “Namus ve şeref üzerine yemin eden Erdoğan namustan ne anlamakta, şereften ne çıkarmaktadır? Tarafsızlık kozasını yırtıp gözünü kan bürümüş gibi AKP adına oy talep eden Erdoğan, ruh heybesinden düşürdüğü namus ve şeref kristallerini arayıp da bulamayan biri olarak hatırlanacaktır. Şeref gibi derdi olmayanın Türkiye’nin şerefini korumaktan bahsetmesi beyhudedir. Türk milletinin birliğini temsil etmesi de akla hakarettir. … Erdoğan, partimiz için üst akla çalışıyorlar sözünü aydınlatmazsa bizim üst akla çalıştığımız iddiasını ispatlamazsa namerttir. Üst aklın kucağında yıllar geçiren Erdoğan söylediği sözleri ispatlamazsa müfteridir. … Erdoğan tüm yatırımını 7 Haziran sonrasına yapmaktadır. Eğer AKP TBMM’de anayasayı değiştirecek bir çoğunluğa erişirse başkanlık modelini getirecektir. Türkiye’de rejim değişecektir. Erdoğan’ın asıl gayesi başkan olabilmektedir. Bu yolla anayasal sınırlarını aşmıştır.”

Devlet Bahçeli, 2 Haziran 2015 tarihinde Elazığ’da düzenlenen mitingde şunları söylemişti; “Türkiye koyu bir karanlıkta, kör bir çıkmazdadır. Sizler işsiz ve yoksulken, Ankara’da bir avuç imtiyazlı ve sonradan görme hazineyi hortumlamakta, kaçak saraylarda yaşamaktadır. Sizler darlık ve yokluk çekerken, AKP milli servet ve kaynakları zimmetine geçirmektedir. AKP’ye umut bağlayan aç gözlüler ekmeğinizi dilim dilim küçültmektedir. Para ve servet avcıları rızkınızı yağmalamanın peşindedir. Ekonomiyi ithalata bağlayan, kaçakçılığı teşvik eden, sıcak paracıları, faiz, rant ve silah lobilerini memnun eden AKP’nin, Elazığlıyı dert ettiği yoktur. Erdoğan ve Davutoğlu’nun aklında siz değil, BOP’un hedefleri, küresel güçlerin kanlı hesap ve çıkarları vardır. Çöken dış politikaya bakınız, ülke olarak düştüğümüz acınası duruma dikkat ediniz, bunları açıkça göreceksiniz. … Şu anda Türkiye Cumhuriyeti, Recep Tayyip Erdoğan’ın kuşatması ve tazyiki altındadır. Bak sayın Erdoğan, MHP Genel Başkanı olarak, bölücü HDP’nin Meclis’e girmediği takdirde kaos olur türünden bir beyanatım varsa ve sen bunu somut şekilde, yer ve zamanını göstererek açıklayamıyorsan, tekrar ifade ediyorum, alçaksın, şerefsizsin. Erdoğan, sen nasıl bir Müslümansın? Hadi Cumhurbaşkanı olmanı geçtik de, nasıl bir insansın? … Bülent Arınç’a yönelik düzmece suikast iddiasından sonra, girilen kozmik odalardan gasp edilen devlet sırları, en mahrem bilgiler kimlerin eline geçti? Şu anda Türkiye’nin güvenlik kartları hangi mihrakların elindedir? KCK’nın kuruluşunda katkın ve dahlin var mı? PKK ve HDP’ye başkanlık karşılığında federasyon ümidi verdin mi? Daha sorularımız vardır. Fakat Erdoğan’a şimdilik bunlar yetecektir. Erdoğan’ın çok yakında maskesi düşecektir. Çok yakında eski günlerini mumla arayacaktır. Ve günü geldiğinde ya kaçacak, ya da adalete hesap verecektir.”

14 Haziran 2015 tarihinde partisinin il ve belediye başkanlarıyla bir araya gelen Devlet Bahçeli’nin sözleri şöyleydi; “AKP-MHP koalisyonu olur ama şartlarımız var. Bunları yok sayamayız. AKP ile koalisyon kurmamızı istiyorlar. 17-25 Aralık yolsuzluk olaylarını nereye koyacağız? Meydanlarda hırsızlardan hesap soracağız dedik. Her bir oyun vicdani sorumluluğu var diye halka seslendik. Hırsızları nereye koyacağız?… Bilal’in içinde olacağı sıfırlanan paraların hesabını sormayacak mıyız? Bu sürecin bir tarafında Bilal var. Versin Bilal’i alsın iktidarı.”

Devlet Bahçeli ilginç bir kişiliktir. 23 Şubat 1978 tarihinde Ankara Gölbaşı girişinde, Adana’dan gelen arabasının bagajında portakal sandıkları içinde iki otomatik silah yakalanmasına karşılık, hakkında işlem yapılmayan birisidir. Dış güçlerin isteğiyle AKP’ye 2002 yılında iktidar yolu açan, Abdullah Gül’ün 2007 yılında cumhurbaşkanı seçilmesini sağlayan, Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesi için Ekmeleddin İhsanoğlu’nu CHP ile birlikte ortaya atan Bahçeli’dir. 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında, koalisyon seçeneklerine yanaşmayarak, yeniden seçime gidilmesine ön ayak olan ve AKP’nin tekrar hükümet kurmasını sağlayan, başkanlık sistemine karşı olduğunu açıklamasına karşın, AKP’nin rafa kaldırdığı tasarıya el uzatarak, rejimin değiştirilmesine katkı sağlayan Devlet Bahçeli’dir.

Şimdi Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanlığında desteklemesini, partisinin baraj altında kalmasına ve içinden çıkan İyi Parti’nin, MHP’den oy almasına bağlamak olasıdır. Cumhurbaşkanlığı seçimi için HDP oylarına da muhtaç olan Tayyip Erdoğan’a, MHP’nin desteğinin açıklanması ile, bu kapının kapanacağı söylenebilir. Siyasi partilerin amacı devleti yönetmek üzere iktidara gelmektir ki bu olgu tüm siyasi partilerin varlık nedenidir. İktidar partisine ve genel başkanına bu kadar ağır söz söyleyip, hakaretlerde bulunup, eleştirdikten sonra destek vermek, normal bir akıl ile açıklanamaz. MHP, muhalefet görevini bırakıp, iktidar partisine kolaylık sağladığı gibi, iktidara muhalefet edenlere de muhalefet etmektedir. MHP, AKP’nin il örgütü konumuna düşürülmektedir.

Verilen görevleri yerine getirenlerin, milliyetçilikten, vatanseverlikten, demokrasiden ve hatta Atatürk’ten söz etmeleri büyük bir kandırmacadır. Ülkemiz üzerinde oynanan bütün bu oyunların, ancak tam bağımsızlıktan ve emperyalizm karşıtlığından yana olanların örgütlü toplum işbirliğiyle çözüleceğinin bilincinde olmalıyız.