Suay Karaman; “Günler”

0
137 views

Kasım ayında dünya genelinde iki, ülkemizde ise bir önemli gün bulunmaktadır; 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü, 24 Kasım Öğretmenler Günü, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü.

Çocuk hakları, yasal ya da ahlaki olarak dünya üzerindeki bütün çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma, fiziksel, psikolojik, cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan bir kavramdır. Günümüzde çocuk hakları ile ilgili olan uluslararası belge, 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve ABD ile Somali hariç Birleşmiş Milletlere üye tüm ülkeler tarafından onaylanmış olan “Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme”dir.

Çocuklara bayram armağan eden ilk ve tek ülke olan Türkiye’nin günümüzde, çocuk hakları konusunda örnek bir ülke olduğu söylenemez. Çünkü bugün ülkemizde tutuklu çocuk sayısı 2700, tecavüze uğrayan çocuk sayısı 7 bin, cinsel istismara uğrayan çocuk sayısı 17 bin, sokakta yaşayan çocukların sayısı 21 bin, çocuk gelin sayısı 185 bin, kimsesiz çocuk sayısı 700 bin, çocuk işçi sayısı 1 milyon, alınmayan önlemler nedeniyle yaşamını yitiren çocuk sayısı ise 750’dir. Bunun yanında anne baba dayağı yiyen çocuk oranı %72, öğretmen dayağı yiyen çocuk oranı %22 ve güvenlik güçleri dayağı yiyen çocuk oranı ise %12’dir. Bu koşullarda Çocuk Hakları gününü kutlamak yerine, çocuklarımızın haklarını kurtarmak için çözüm gereklidir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün Başöğretmenliği kabulü ve Millet Mekteplerinin açılışı olan 24 Kasım günü, ülkemizde 1981 yılından beri “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır. Öğretmenlik mesleği açısından, “5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü” kutlanmaktadır, ancak Türkiye’de 12 Eylül 1980 sonrasında ilan edilen “24 Kasım Öğretmenler Günü” kutlaması yapılmaktadır.

Vahşi kapitalizmin bizlere dayattığı önü arkası kesilmeyen öğretmenler günü gibi özel günler, sadece tüketim canavarına dönüştüğümüz günler olarak adlandırılmalıdır. Ülkemizin pek çok okulunda öğretmenler günü, öğretmenlere hediye vermek için yarışılan bir gün olmaktadır. Bu günde öğretmenlerin sorunları, öğrencilerin sorunları, eğitim programları ve nasıl daha iyi bir eğitime ulaşılır gibi konular üzerinde durulması gerekirken, hediye verme yarışı gündeme oturmaktadır.

Yaşamda bizlere en küçüğünden, en büyüğüne bir şeyler öğreten tüm insanları öğretmenimiz bilip, teşekkürlerimizi sunmalı, ellerini öpüp, sımsıkı kucaklamalıyız. Eşsiz liderimiz Atatürk’ün “cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister“ dediği öğretmenlerimize vereceğimiz en büyük armağan, sevgidir, saygıdır.

1999 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 25 Kasım günü “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak belirlenmiştir. Bu gün, 25 Kasım 1960 tarihinde Dominik Cumhuriyet’inde Rafael Leonidas Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden Mirabel kardeşler olarak bilinen Patria Mercedes, Minerva Argentina ve Maria Terasa isimli üç kız kardeşin tecavüz edilerek, öldürülmelerini simgelemektedir.

Kadına yönelik şiddet, kadınların fiziksel, cinsel, duygusal yönden zarar görmesiyle sonuçlanan ya da sonuçlanması olası, her türlü cinsiyet temelli şiddet eylemi ile bu eylemin yapılacağına ilişkin tehdit, zorlama ve keyfi olarak özgürlüğün kısıtlanmasıdır. Aynı zamanda bu tanım ailede ve yakın çevrede olagelen fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddeti de kapsamaktadır.

Türkiye’de 2002 yılından günümüze kadın cinayetlerinde %1700 oranında artış olmuştur. 2002 ile 2016 yılları arasında 150 binin üzerinde kadın cinsel saldırıdan mağdur olmuş ve altı binden fazla kadın öldürülmüştür. Her gün yazılı ve görsel basında, kadına yönelik cinsel taciz ve öldürme olaylarını görmekteyiz. Kadınların özgürlüğünü ve namusunu kılık kıyafete indirgeyen zihniyetle, ürkütücü boyutlardaki dövülen, tecavüze uğrayan, yaralanan, sakat bırakılan, öldürülen kadınların sorunları için sadece boş söylemler üretilmektedir. Birleşmiş Milletler tarafından yapılan araştırmaya göre Türkiye, şiddet gören kadınlar sıralamasında 86 ülke arasında 75. sırada bulunmaktadır. Ülkemizde 2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre kadına yönelik şiddet oranları şöyledir; fiziksel şiddet %36, duygusal şiddet %49,

ekonomik şiddet %30, cinsel şiddet %12’dir.

Ülkemizde laik cumhuriyetin değerlerinden uzaklaşıldıkça, çocukların da, kadınların da mağduriyetinin arttığı görülmektedir. Saf, masum ve öğrenmeye açık çocuklar ülkemizin geleceğidir. Çocuklarımızı her türlü tehlikeden ve ahlaksızlıktan korumak zorunluluğundayız. Toplumun ışığı olan kadınlar sevgidir, dostluktur, emektir. Kadınlar toplumu aydınlatır ve ilerlemesine öncülük eder. Yaşamın akıl ve bilime uygun olarak düzenlendiği çağdaş bir toplum mücadelesinde annelerimize, babalarımıza, kadınlarımıza, erkeklerimize büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Çocuklarına değer vermeyen ve kadınlarına şiddet uygulayan toplum geri kalır, karanlıklara mahkumdur. Bu sorunların aşılabilmesi için, cumhuriyetin birikimli ve aydınlanmacı öğretmenlerine gereksinim vardır.