Suay Karaman; LAİKLİK BİTİRİLİRKEN

18 Ekim 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulunda 497 sıra sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı kabul edildi. Bu yasanın 6. maddesi ile, il ve ilçe müftülüklerine nikah kıyma yetkisi verildi. Bu yasa kabul edilmeden önce de, kamuoyunda büyük tartışmaya neden olmuştu.

 

Şu an 544 milletvekilinin olduğu parlamentoda yaklaşık 250 milletvekili oy kullanmış ve 210 kabul oyuna karşılık, 40 red oyu çıkmıştır. TBMM’nde çok önemli bir yasa görüşülürken, 133 milletvekili olan ana muhalefet partisi vekillerinin tümünün, oylamaya neden katılmadığı üzerinde düşünülmelidir.

 

Oylamadan bir gün önce grup toplantısında bir saat konuşan ana muhalefet partisi genel başkanı, müftülüklere nikah yetkisi verilmesi hakkında tek söz söylemediği gibi, görüşmelere ve oy vermeye de katılmamıştır. Bazı demokratik kitle örgütleri ile kadın platformları alanlarda bu konu için basın açıklaması ve eylem yaparken, ana muhalefet partisinin genel başkanından hiç ses çıkmamıştır. Oysa yeni CHP’nin genel başkanı, bu yasanın anayasaya, cumhuriyetin temel ilkelerine, laikliğe, Medeni Kanun’a aykırı olduğunu ve şeriata gidişi hızlandıracağını mutlaka biliyordur. İşte bu yüzden yeni CHP genel başkanının da dikkatle incelenmesi gerekir. Adalet, fındık, üzüm gibi sonuçsuz yürüyüşlerle dikkatleri başka yöne çekip, şeriata doğru gidişi gölgelemekle görevlendirilen aydın insan taklitlerine karşı dikkatli olunmalıdır.

 

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda yapılan değişikliğin gerekçesi olarak, vatandaşların evlenme işlemlerini kolaylaştırmak, daha hızlı bir şekilde hizmet alınmasını sağlamak amacıyla il ve ilçe müftülüklerine, yani imamlara nikah kıyma yetkisinin verileceği açıklanmıştır. 2016 yılında ülkemizde 594.493 nikah kıyılmıştır ve toplam 1.397 belediyemiz bulunmaktadır. Bu durumda memur başına günde yaklaşık bir nikah düşmektedir. Yani bu gerekçe geçersizdir, asılsızdır, kandırmacadır. Buradaki amaç laikliği ortadan kaldırmak, dinin emrinde devlet yaratmak, toplumu bölmek ve yapılan kirli işleri din maskesi altında örtmektir.

 

İl ve ilçe müftülüklerine nikah kıyma yetkisi veren bu yasa, doğal olarak sadece Sünni mezhebinden olan yurttaşlara hizmet verecektir. Alevi mezhebinden olanlar ile Hıristiyan dininden olan yurttaşların müftülere gidip nikah kıydıramayacağı açıktır. Bu durumda anayasanın 10. maddesindeki “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun  önünde eşittir” ilkesi de çiğnenmiş olacaktır yani anayasaya aykırılık söz konusudur. 30 Temmuz 2008 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından AKP’nin “laiklik karşıtı söylem ve eylemlerin odağı olduğu” karara bağlanmıştı. Bu karara karşın, laik ve demokratik cumhuriyetimizi, “laiklik karşıtı söylem ve eylemlerin odağı olduğu” tescillenen bir partinin yönetmesi ise, çelişkilerin, tutarsızlıkların ve hukuksuzlukların en büyük örneklerindendir.

 

İl ve ilçe müftülüklerine nikah kıyma yetkisi veren bu yasa, Siyasi Partiler Yasası’nın 84-d ile 101-a ve b maddelerine göre, AKP için kapatma nedenidir. Şimdi gözler ana muhalefet partisindedir, bu yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne ve AKP hakkında kapatma davası açılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yetkisini kullanacak mıdır?

 

Atatürk ilke ve devrimleri ile cumhuriyet değerleri birer birer yok edilmektedir. Devrim kanunları yürürlükten kaldırılmak üzeredir, adım adım laik cumhuriyetimiz yıkımın eşiğine sürüklenmektedir ve iktidarın söylemeye cesaret edemediği konular da ana muhalefet partisine söylettirilmektedir. Dersimli Kemalin, Şeyh Sait ve Seyit Rıza övgüleri, yerel yönetimlere özerklik söylemleri, ‘istiyorlarsa Kürtler de bağımsızlığını isteme hakkına sahiptir’ gibi emperyalizmin ağzından söylenenlerle, toplumun kafası karıştırılmaktadır.

 

Bu arada 19 Ekim 2017 tarihinde yeni CHP grup başkan vekillerinin muhtarlıklara da nikah kıyma yetkisi verilmesi için TBMM’ne kanun teklifi sunmaları, müftülüklere verilen yetkiyi tartışmadan, onaylamak anlamına gelmektedir ve dayatılan projenin tamamıyla işletildiğini gözler önüne sermektedir.

 

Ana muhalefet partisinin genel başkanı, 21 Eylül 2010 tarihinde Berlin’de gazetecilere yaptığı açıklamada; ”ben bugün için laikliğin tehlikede olduğunu düşünmüyorum. Eğer tehlikede dersek bunun altını doldurmak lazım, askıda kalır, gerekçelendiremem” demişti. Bugün il ve ilçe müftülüklerine nikah kıyma yetkisi veren laikliğe aykırı bu yasaya sessiz kalarak, dolaylı destek vermektedir. Bugün nikahı müftülerin kıymasına ses çıkarmayanlar, yarın mahkemelerde kararı, kadılar verdiğinde de susmaya devam edeceklerdir.

 

Laikliğe, parlamenter demokrasimize, cumhuriyetimize, hukuk devletimize, tam bağımsızlığımıza, Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkmalıyız. Bunları yitirdiğimiz zaman, ortaçağ karanlığına sürükleneceğimizi bilmemize karşın, iç çekişmeleri bırakıp, güç birliği oluşturmalıyız. Yoksa şeriatın pençesine bırakacağımız gelecek kuşaklar, güç birliği oluşturamadığımız için bizleri asla affetmezler.