Suay Karaman; Şimdi Sırası Değil

0
238 views

24 Haziran seçimleri sona erdi ancak seçimle ilgili şaibeler bitmedi. En çok tartışılan konulardan biri; Anadolu Ajansı’nın seçimden dört gün önce yanlışlıkla yayınladığı verilerle, seçim gecesi açıklanan sonuçların birbirine benzerliğidir. Seçim günü Yüksek Seçim Kurulu’na gideceklerini söyleyenlerin sessizliği ise, halen sır perdesini korumaktadır. Özellikle 2007 yılındaki seçimlerden beri, şaibesiz seçim yapılamayan ülkemizde demokrasi de, yasalar da, anayasa da bir tarafa itilmiş durumdadır. 24 Haziran seçimleriyle ülkemizde rejimin değiştiğinin farkına varmayanların, “başarılıyız” diyerek ortaya çıkması ise üzerinde düşünülmeye değer bir konudur.

Her seçim öncesinde özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçim bildirisini, milletvekili listelerini, parti yöneticilerinin söylemlerini eleştirdiğimizde, koro halinde hep aynı şey söyleniyor; “şimdi sırası değil.” Bu “şimdi sırası değil” sözü, o kadar çok seviliyor ki, eleştirilmekten korkanlar ve onlara sahip çıkanlar hep bu söze sarılarak, büyük iş başardıklarını sanıyorlar.

İlk Kurşun Gazetesi’nde 28 Mayıs 2018 tarihinde yayınlanan “İFLAS” adlı yazımızda şunları söylemiştik: “CHP’nin açıklanan 230 sayfalık seçim bildirgesinin okunduğunu sanmıyorum. Bu bildirge incelendiğinde, yeni CHP’nin yönetiminin emperyalizmle uyum içinde çalışacakları ortaya çıkmaktadır. Ülkemizi bölmeyi, parçalamayı, ulus devleti yıkmayı amaçlayan bu seçim bildirgesi, Atatürkçü seçmenin aklına ipotek koymaktadır. Bu seçim bildirgesine tepki vermemek, sessiz kalmak Atatürk ilke ve devrimlerine ihanettir. CHP’nin bu seçim bildirgesini savunan milletvekili, milletvekili adayı ya da seçmenlerin ulusalcılıktan, devrimcilikten, Atatürkçülükten söz etmemeleri gerekir. CHP, seçim bildirgesindeki yanlışlarla seçimi yitirir ve Tayyip Erdoğan’ı başkan yapar.”

Bilinçsiz CHP seçmeni, kendi partisine oy vereceği yerde, yapılan algı yönetimi sonucunda parmak hesabıyla PKK terör örgütünün oylarının peşine düşürüldü. Toplumu, PKK terör örgütü ve siyasi uzantısının, “Kürt halkının temsilcisi” olduğuna inandırmaya çalıştılar. Böylece HDP’ye baraj atlatırken, CHP’nin kendi oyları %22 seviyesine kadar düştü.

“Şimdi sırası değil” diyenler, seçimden sonra da bunları unutarak, yeni hayallerin peşine takılmaktadırlar. Bu yönetim anlayışıyla, Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkmayanlarla, tam bağımsızlıktan haberi olmayanlarla iktidara gelinemez ve sürekli muhalefette kalınır. Hatta günü geldiğinde siyaset sahnesinden silinmek de, olasıdır.

İlk Kurşun Gazetesi’nde 18 Haziran 2018 tarihinde yayınlanan “BİLİNÇLİ OY” adlı yazımızda da şunları söylemiştik: “Muharrem İnce, ölü toprağı serpilen CHP’nin üzerine büyük bir coşku getirmiş, kısa sürede topluma umut olmuştur. Öyle ki eşit yurttaşlık, anadilde eğitim, AB’ye, ABD’ye NATO’ya bağlılık sözleri, ‘kırmızı çizgimiz yoktur’ söylemi karşısında toplum tepki vermemiştir. Güneydoğu’dan oy almaya yönelik bu söylemler, diğer bölgelerde oy yitirilmesine neden olabilecektir.”

Muharrem İnce, özellikle CHP seçmeni üzerinde olumlu algı yaratmış ve bu algı sandığa da %30 olarak yansımıştır. Ancak Muharrem İnce’nin, HDP’nin cumhurbaşkanı adayını ziyareti tamamen gereksizdi ve CHP aleyhine kullanıldığı gibi, kendisinin de oy yitirmesine neden oldu. Eğer söylemlerdeki yanlışlıklar ve tutarsızlıklar olmasaydı, oy oranı biraz daha artabilirdi. Ancak seçim gecesinde yaşananlar, toplum üzerindeki olumlu algıyı dağıtmış ve 50 bin avukatla Yüksek Seçim Kurulu önüne gideceği yönünde verdiği sözü tutmayan biri olarak tarihe geçmiştir. Seçim gecesi açıklama yapamayan, ortalarda gözükmeyen ve güvenilirliği tartışılan biri, lider olarak adlandırılamaz.

“Şimdi sırası değil” söylemi, Cumhuriyet Halk Partisi’ni küçültmüş, devşirmiş, kurucu ilke ve değerlerden uzaklaştırılmasına neden olmuştur. Demokrasilerde eleştiri her zaman yapılmalıdır. Eleştirinin olmadığı yerde biat kültürü de vardır, tek adam yönetimi de vardır. “Şimdi sırası değil” söyleminin ardına sığınılacağına, gerekli dersler çıkarılarak ve yeni sorumluluklar alınarak, bilinçli hareket edilmelidir.

Bugün ekonomik olarak da, hukuki olarak da, siyasal olarak da iflasın eşiğine getirilen ülkemizde, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, tam bağımsızlıktan yana ve emperyalizm karşıtı Kuvayi Milliye ruhunda bir Cumhuriyet Halk Partisi’ne ya da belki yeni bir oluşuma gereksinim olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Görev ve sorumluluklarımızı bu bilinçle yerine getirmeliyiz.