Suay Karaman; Futbol Üzerine

0
106 views

Ülkemizde çok büyük siyasal ve ekonomik krizler yaşanırken, terör, işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluk alıp başını gitmişken, acilen seçim kararı alındı. Günümüzde Yüksek Seçim Kurulu ve yargının durumu ortadayken, seçimlerde nelerin yaşanacağı hemen hemen belliyken, gündeme 19 Nisan Perşembe akşamı Fenerbahçe – Beşiktaş arasında oynanan Türkiye kupası maçındaki olaylar oturdu.

Beşiktaş ile oynadıkları ilk maçta 2-2’lik skor elde eden Fenerbahçe, kendi saha ve seyircisi önünde ikinci maça avantajlı çıktı. Üstelik 30. dakikada rakibin 10 kişi kalması da, Fenerbahçe’nin lehine önemli bir durumdu. Böyle avantajlı bir durumda korner atışı yapmak için gelen Beşiktaş’lı oyunculara yabancı madde atılmasıyla başlayan sporu çirkinleştirme görüntüleri, maçı çığırından çıkardı ve spor içinde olmaması gereken görüntüler ortaya çıktı.

57. dakikada bir taraftar ile tartışan Beşiktaş yedek kalecisini sakinleştirmeye çalışan Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş’e tribünden yabancı madde atıldı. Daha sonra soyunma odasına girerken atılan bir cisimle yaralanarak, kafasına beş dikiş atılan Türk futbolunun seçkin isimlerinden Şenol Güneş’e bu hareketi yapan, insan olamadığı gibi, Fenerbahçeli de olamaz ve cezasız kalmaması gerekir.

Fenerbahçe – Beşiktaş maçındaki bu olaylar organizedir ve büyük bir provokasyona benzemektedir. Bu bağlamda 3 Temmuz olaylarının devamı niteliğindedir. Burada farklı amaçlar bulunmaktadır. Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray taraftarının tribünde oluşan İzmir Marşı cephesi, aralarına nifak sokularak bölünmeye çalışılmaktadır. İki ay sonra ülkemizde seçim yapılacaktır ve taraftar sevgisi oya devşirmeye çalışılmaktadır. Bu böl, parçala yöntemi, Galatasaray – Başakşehir maçında yaşananların rövanşıdır ve taraftarların birbirine düşman edilmesine yönelik bir plandır. Spor dünyasını kaosa sürükleyerek, Türk futbolunu yönetemeyen Futbol Federasyonu’nun da, bu olaylarda ağır kusuru bulunmaktadır. 4 Nisan 2015 tarihinde maç dönüşü Trabzon’da Fenerbahçe’nin otobüsü kurşunlanmış ve olay gereğince soruşturulmamıştı. Her türlü haksızlık ve adaletsizlikle insanları çileden çıkarıp, çifte standart uygulayanların, Passolig’i sadece belli bir bankayı zengin etmek için kullandıranların sporu yönetemedikleri bellidir ve istifalarını vermeleri beklenir.

Fenerbahçe bu maçtan beraberlikle bile ayrılsa, Türkiye kupasında final oynayacak ve büyük olasılıkla da kupayı kazanacaktır. Ligde de şampiyonluğu kovalamaktadır. Fenerbahçe’nin başarılı olmasını istemeyen güçler, kupa maçına çengel atmış ve hiç kimsenin onaylayamayacağı çirkin olaylara neden olmuştur.

Önümüzdeki Haziran ayında Fenerbahçe’de yönetim seçimi yapılacaktır. Şimdiki Başkan Aziz Yıldırım ile, Ali Koç adaylıklarını açıklamışlardır. Aziz Yıldırım, yönetimindeki bazı yanlış kararlarına karşın başarılara imza atmış ve takıma büyük tesisler kazandırmıştır. 3 Temmuz 2011 tarihindeki şike kumpası adı altında FETÖ kumpasına karşı, dik durmuş ve mahkemede ilk duruşmada “ne şikesi, ne şike davası, memleket elden gidiyor” diyerek, tarikat ve cemaatlere gönderme yapmıştı.

“Değişim, birlik, özgürlük, umut” sloganıyla başkanlık seçimine hazırlanan Ali Koç, daha öncede kulübün yönetiminde görev almıştır. Gerek değişim sloganıyla, gerekse afişleriyle ABD başkanlarının seçim kampanyalarına benzer şekilde bir kampanya yürüten Ali Koç, 3 Temmuz sürecinden çekindiğini ve ürktüğünü açıklamıştır.

Fenerbahçe taraftarları yapılacak bu seçimde, şimdilik bölünmeye doğru sürüklenmektedirler, ancak ilerleyen zamanlarda bütünleşeceklerdir. Siyasi iktidar ve güdümündeki medya ile, Aziz Yıldırım’a karşı sinsi bir plan yürütülmektedir ve “değişim” diyerek Ali Koç’un başkan olması istenmektedir. Bu yüzden Fenerbahçe’nin bu sezon kupada ve ligde başarılı olamaması, yürütülen bu planın başarılması için çok önemlidir. İşte kupa maçında kendini bilen hiçbir taraftarın onaylamayacağı ve yapmayacağı hareketler de bu planın parçasıdır.

Ülkemizde futbol çok büyük bir sektördür. Belediyelerin profesyonel takım kurmaları büyük bir yanlıştır ama nedense bu dillendirilmemektedir. İstanbul Büyükşehir Belediye Spor, Başakşehir yapılmıştır. Taraftarı olmayan bu takımın futbolcu alımlarında çok büyük miktarlarda harcadığı paraların hesabı sorulmamaktadır. Başakşehir’i şampiyon yapmak için uğraş verenler, önümüzdeki günlerde Başakşehir ile birlikte Beşiktaş ve Fenerbahçe’yi Kuveyt’lilere satmak hesabını yapmaktadırlar. Zaten Beşiktaş’ın başkanı Kuveyt’lilerle görüşmüştür, Başakşehir de şampiyon yapılırsa işlem tamam olacaktır.

Bu durumda ligde ve kupada başarıya ulaşamayan Fenerbahçe’de ise, yönetim değişikliği olacak ve yeni başkan, satış konusunda çok kolay ikna edilebilecektir. İşte Türk futbolunun geldiği nokta burasıdır ve Aziz Yıldırım’ın “memleket elden gidiyor” sözünü her zaman anımsamalıyız.

Ülke gündemimizde çok daha önemli olaylar varken, futbola takılıp kalmamak, taraftarları birbirine kırdırmamak, nefret tohumları ekmemek gerekir. İki ay sonra yapılacak çok erken ve çok baskın seçimler için hazırlanmalı ve üç büyük futbol takımımızın sahalarında inleyen “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganına sıkı sıkı sarılarak, gereğini yapmalıyız.